girisimcilericin

İÇİN BİLGİ VE PAYLAŞIM PLATFORMU

İknanın Psikolojisi

Posted by admin On July - 7 - 2010

Robert B. CIALDINI

MediaCat Kitapları

(*********) (9/10)

Niçin Okuyasınız ?

Birilerini ikna etmek istiyorsanız ya da ikna edilmekten bunaldıysanız bu kitabı mutlaka okuyun…

İkna konusunda yapılan bilimsel deneyleri merak edenler, kolay anlaşılabilir bilimsel deneyleri ve sonuçlarını okurken şaşırmaktan kendini alamayacak.

Hele pazarlama, satış ya da yönetim alanında kariyer yapacaksanız, bu kitap sizin el kitabınız olmalı.

Kitaba Dair…

Kitap; ikna olmanın en sık kullanılan temel 6 yapısını anlatıyor: Karşılıkta Bulunma, Adanmışlık ve Tutarlılık, Toplumsal Kanıt, Hoşlanmak, Otorite, Azlık.

Kitabın, hem ikna etmek, hem de iknadan sakınma yöntemlerini birlikte sunması, başlangıçta okuyucuyu şaşırtıyor. Buna rağmen okuyucu kitabın son sözünde yazarın nedenlerini okuduğunda, bunun hakça ve adil bir durum olduğuna ikna oluyor.

Kitabı ilginç kılan bir diğer özellik; bilimsel deneylerin yeterince, sıkmadan ve ana fikri destekler biçimde ustaca kullanılmış olması. Hele otorite deneyini herkesin bilmesinde yarar var.

Kitap bir kez okunup bırakılacak bir kitap değil. Başucunda durmalı ve arada sırada tekrar ele alınmalı. Kitabı okurken anılarınız beyninize hücum edecek ve şimdiye değin nedenini anlayamadığınız pek çok davranışınızı anlamanıza yardımcı olacak.

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

 “Yazı gelirse ben kazanırım, tura gelirse sen kaybedersin.” (Sayfa: 66)

“Genelde kendimizden emin olmadığımız zamanlarda, durum bulanık ve belirsizken, kararsızlık ağır basıyorsa, en büyük olasılıkla başkalarının eylemlerine bakarak onları doğru kabul ederiz.” (Sayfa: 161)

“Teknoloji bizden çok daha hızlı gelişebildiğinden, doğal bilgi işleme kapasitemiz, modern yaşamın belirleyici özelliği olan değişim, seçim ve mücadele oburluğunun üstesinden gelmekte giderek daha yetersiz kalmaktadır. Giderek artan bir sıklıkta kendimizi, dış dünyanın zenginlik ve karmaşıklığıyla tümden başedebilmek için yeterince zihinsel donanıma sahip olmayan alt türlerden hayvanlarla aynı düzeyde bulmaktayız. Algılama güçleri göreceli olarak her zaman yetersiz kalmış olan hayvanların aksine, kendimize daha radikal karmaşıklıkta bir dünya inşa ederek kendi yetersizliğimizi yaratmış oluyoruz.” (Sayfa: 326)

Kitapta Yer Almayan Satırlar…

İknanın Psikolojisi’ni Ankara’da bir dostum iki kitapla birlikte verdi. İlk iki kitabı hemen okudum ve hızla size tanıttım. Ama bu kitapta bunu yapamadım. Çünkü bir paragrafı bir kaç gün düşündüğüm oldu.

Kitap, öylesine net ve değerli bilgilerle doluydu ki, doya doya, sindire sindire okumak istedim. Okurken bilginin tadını ve keyfini çıkardım.

Kitap, benim kitap tanıtımlarını niye yaptığımı anlamama da yardımcı oldu. Kitap tanıtımı, benim işimle hiç ilgili değilken ve hatta yanlış anlaşılma riski bile taşırken, “niye ısrarla yapıyorum ki ?” diye kendimi sık sık sorgularım.

Anladım ki, yapıyorum çünkü; kısıtlı zamanımızda, bilgi kirliğiliğini kaldıramayacak kadar dolu beyinlerimizi az ve öz bilgiyle beslemek benim ve tanıdığım pek çok kişinin ortak sorunu. Bu sorunun çözümü ise yorumların paylaşılmasından geçiyor. Böylece kitabı okuyup okumama kararını daha akıllıca verebilme olasılığımız artıyor.  Bu ise bize zaman, para ve hepsinden önemlisi beyin hücresi kazandırıyor.

Bu nedenle kitap tanıtımlarına devam etmeye karar verdim. Anlıyacağınız “toplumsal kanıt” ilkesi iş başında.

Neden 9 verdim…

Kitaba puan verirken çok düşündüm, duygularım 9 dedikçe, aklım neden diye sordu.

Uzun bir ölçme biçme faslından sonra iki temel neden buldum.

Kitabın kapağında yer alan “Pazarlama sektöründekiler için, son 10 yılda yazılan en önemli kitap” tanıtımının; kitabın içeriğiyle tam örtüşmemesi ve satışı artırmak için yazılmış olması birinci nedenim. Çünkü kitap 18 yaşını aşmış her çağdaş insanın okuması gereken bir kitap.

Kitabın, kendisinin de ikna yöntemlerini kullanması sorgulayıcı tarafımı ajite etti. Bu da ikinci nedenim.  Hoş bu yöntemi iyi ki kullanmış, çok keyifle okuyup, bir güzel ikna oldum.  Gerçek bir ironi öyküsü…

Melek BAR ELMAS

20 Mart 2007

Statü Endişesi

Posted by admin On June - 11 - 2010

Alain de Botton

SEL Yayıncılık

Niçin Okuyasınız ?

Sizler de benim gibi, gazete sayfalarında ya da TV karşısında kaygı duyuyorsanız, insanların somurtkan  hallerine üzülüyorsanız, bu kitabı mutlaka okuyun derim.

Bu tür kitapların aksine kitabın tercümesi çok başarılı ve içerik iyi düzenlenmiş. Yorumlar zekice yapılmış, okuması kolay ve eğlenceli.  

Kitabın tek sorunu çok Avrupalı oluşu. İnsana “iyi de dünyada başkaları da var” dedirtecek kadar yerel.

Kitaba Dair…

Bu kitabı PR ajansımızla yaptığımız ve MindWORKS ismini tartıştığımız bir toplantıda tavsiye etmişlerdi. Kitabı edineli çok oldu.  “PİŞTİ” programının ilkini seyrederken, kitabı okumaya karar verdim.

Ne zaman AB’de bir yerlere gitsem, şehirlerin soğuk duruşu, insanların yalnızlığı etkiler beni, memletime dönmek için can atarım. Statü Endişesi’ni okurken Avrupalı’ların neden böyle olduklarını daha iyi anladım.

Kitap, Avrupa’daki statü kavramınının tarihsel gelişimini ve ortaya çıkan çözüm yollarını iyi incelemiş. Avrupa’lı gözlüğüyle bakıldığı için, sorunun insanlık boyutundaki durumu belirsiz, çözümler cevapsız kalıyor.

Statü konusunu işleyen birinin, Avrupa dışındaki dünyaya sırtını dönmesi, Çanakkale’yi Yunanistan’da sanıyor olması, zaman zaman insanı sinirlendirse de, iyi bir inceleme…

Kitapta Beni Etkileyen Satırlar…

“Belki de snopluğun ardında histerik bir korku yatmaktadır. Kendi duruşundan emin olan kişilerin etrafındakileri aşağılamak gibi huyları yoktur. Kendini beğenmişlik ve kibrin asıl nedeni derin bir korkudur. Eğer bir kişi, etrafındaki insanlara aslında onun arkadaşlığına layık olmadıklarını hissettiriyorsa bu işin içinde bir aşağılık kompleksi olsa gerek.” (Sayfa: 31)

“Modern dünyada, geçmişe göre gelirimiz daha fazlaymış gibi görünebilir; ancak modernitenin getirdiği zenginlik yalnızca görüntüdedir. Aslında artık daha fakiriz; çünkü beklentilerimiz fena halde tetiklenmiş, paramızın yettiğiyle elde edebileceklerimiz arasında derin bir uçurum oluşmuştur. Olduğumuzla ‘aslında olabileceğimiz’ kişi arasında dağlar kadar fark vardır artık. Modern toplumlar, yabanıl bir insana göre çok daha güçlü bir mahrumiyet hissiyle baş başa bırakır bizi.” (Sayfa: 73)

“Statüye dair duyduğumuz endişe ne kadar can sıkıcı olursa olsun, bu endişenin hiç var olmadığı bir yaşam düşlemek zordur. Çünkü başkalarının gözünde başarısız olacağımız ve yerin dibine batacağımız korkusu, sahip olduğumuz hırsların doğal bir sonucudur. Statü endişesi, başarılı bir yaşamla, başarısız bir yaşam arasındaki farkı idrak ettiğimiz zaman ödediğimiz bedeldir.”  (Sayfa: 331)

Melek BAR ELMAS

20 Mart 2006

VIDEO

Enter the video embed code here. Remember to change the size to 320 x 270 in the embed code.

TAG CLOUD

Sponsors

About Me

Değerli bulduğu düşüncesini yaşama geçirmek için, kaynakları kullanan ve sonucunda da değer üretenlere GİRİŞİMCİ deniyor. İster kendi işinizi kurarak, isterse çalışan olarak iş yaşamınızda girişimci olun, dünyanın neresinde olursanız olun, girişimci olmak zordur. Çünkü girişimciler; kendi yollarında yalnızdır, bilmesi gereken çok şey vardır ve pek çok belirsizliğin üstesinden gelmek zorundadır. Biz de bu yolu seçmiş kişiler olarak, deneyimlerimizi ve bilgilerimizi sizlerle paylaşmak, yolunuzu kolaylaştırmak için bu siteyi kurduk. Yolunuz açık, kazancınız bol olsun..

Twitter

    Photos

    Activate the Flickrss plugin to see the image thumbnails!