Ders, ev ödevi derken, bir koşturmaca geçti günler.
Bu arada annem de ‘bütün gün dışarıdasın, akşam da bilgisayarın başından kalkmıyorsun’ diye sitem edince, yazı falan yazamadım. O’na biraz ilgi ve şevkat gösterdim. Neyse şu anda Ezel’i seyrediyor da yine bilgisayarımın başına geçebildim
İlk derste hedefin ne olduğunu anlattılar.
Hedef; somut ve zamanlandırılmış isteklermiş.
Örneğin ‘ev almak istiyorum’ diye bir hedef konulmazmış. Bunun yerine ‘Tarabya’da, en çok 120 m2 lik, bir evi 2 yıl içinde alacağım’ denirmiş.
Eğer belirgin bir hedef koymazsak, hedefe ulaşıp ulaşamadığımızı ölçemezmişiz. Ölçemeyince de başarılı olup olmadığımızı bilemediğimiz için, moralimiz bozulurmuş.
Bu dersin sonunda, etrafımda pek hedef koyan olmadığını anladım. Herkes kim öle, kim kala deyip duruyor. Bir de ‘yarına çıkıp çıkmayacağımızı kim bilir ?’ var tabii ki ?
Öğretmen herkes kendi hedefini koysun diye ödev verdi. Çok düşündüm taşındım. Geldiğim nokta şu oldu. Ben ayda 7.000 Tl kazanmak istiyorum. Daha doğrusu kazanmam gerek. Çünkü bu parayı kazanırsam zaten diğer isteklerimi yapabiliyorum…
Bu hedefi hocaya söyleyip söylemeyeceğime daha karar vermedim. Acaba adam ‘boşan da semerini ye’ der mi ?
Neyse site yetkilileriyle konuştum. Kendine zaman tanı. Ne var bunda utanacak dediler. Ben de yazmaya devam edeyim o zaman dedim.
Hikayemi, paylaşmam için ısrar ettiler. Yazdım ama…
‘İş ve Eleman Aramanın En Güvenilir Yolu’ sloganına inandım, İK sitelerine üye oldum. 14 Şubat 2010′da yaptığım 3 iş başvurusundan ikisine cevap bile vermediler. Diğeri de zaten eleman mı arıyor, pazarlama mı yapıyor belli değil.