Dikkat edin genellikle kişisel satış ve pazarlama amaçlı kullanılabilecek sözcükler bir süre sonunda yozlaşıyor ve kullanımda anlamlarını kaybediyorlar. “İmaj” kelimesi de neredeyse bu gruba dahil olmuş kelimelerden biridir diyebiliriz.
İmaj gerçekten önemli midir? Yaşamımızda ne kadar yeri vardır? Dış görünüşle ne kadar ilgilidir?
İsterseniz bu sorulara cevap vermeden önce imajın sözlük anlamını, sonra da dış görünüşle ilgisini inceleyelim;
İmaj kavramı sözlükte iki yönüyle şöyle açıklanıyor:
“1) Bir kişi veya bir şey ile ilgili toplumun oluşturduğu görüş ya da kavram
2) Bir kişinin veya bir şeyin topluma yansıttığı karakter”
Bu açıklamayı kişisel anlamda kısaca birleştirirsek “imaj bizim kendimizi dış dünyaya yansıtışımız, tanıtışımız, iletişimimizdir” diyebiliriz. Gerçekten kendi kimliğine değer veren, yaşamdan beklentisi olan ve çevresindeki insanları önemseyen herkes için imaj önemli olmalıdır.
Durum böyleyken imajın gerekliliğinin tartışılmasının bir nedeni de, belki imajı kendimizi doğru ifade etmek için kullanabileceğimiz gibi, çevremizi yanıltmak için de kullanmamımızın mümkün olduğu ve bunun doğruluğunun tartışmasıdır diyebiliriz. Kelimenin yozlaşmasına da bu anlamı neden olmuş olabilir. Oysa imajı kişinin kendini farklı göstermek için kullanabileceği tek yer ya beyaz perde, ya da tiyatro sahnesi olmalıdır. Gerçek hayatta insanları yanıltmaya çalışmak etik değerlere sığmadığı gibi, bu yolla elde edilecek etki de pek uzun ömürlü olmayacaktır. Bu şekilde etki yaratmak bir müddet sonra kişinin çevresinde etik değerlerinin sorgulanmasına yol açar. Amacımız kişinin kendisini, gerçek kimliğini doğru yansıtabilmesidir.
Çevremizdeki insanların algıları bizim yansıttığımız karakter paralelinde olacağına göre, “ben istemediğim sürece, benim başka türlü algılanmam mümkün mü?” diye sorabiliriz. Bu sorunun cevabı: “Evet, mümkün” dür . Çünkü genellikle kullandığımız kelimelerle neyi nasıl söylediğimizin farkında olsak da, iletişimimizde büyük payı olan dış görünüşümüz (giyim, davranış, beden dili) ile verdiğimiz mesajların pek farkında değilizdir.
Açıklayacak olursak; çevremizle sözlü ve sözsüz olmak üzere iki türlü iletişim kurarız. Giyim, davranış, beden dili sözsüz iletişim kategorisindedir. Ünlü 55-38-7 kuralına göre ilk izlenim de; ne söylediğimiz %7, ses tonu %38, sözsüz iletişim ise %55 gibi bir paya sahiptir. Stanford Üniversitesinde Albert Mihrabian tarafından yapılan bu araştırma ilk izlenimde belirleyici olanın “ne söylediğimiz” değil de “nasıl söylediğimiz” ve kendimiz hakkında görünüşümüzle neler söylediğimiz olduğunu açıkça belirtiyor.
Konuya daha bir bütünsel bir yaklaşımla bakarsak; çevremizde soyut ve somut olmak üzere iki düzeyde algılanırız. Somut algılama topluma sunduğumuz yaptığımız işler ile ilgili algılamadır. Soyut ise insanlarla kurduğumuz iletişim sonucunda oluşan duygusal algılamadır. Kullandığımız tüm iletişim yöntemleri hakkımızdaki duygusal algılamayı etkiler.
Sözlü iletişimde konuşma dilini kullanır, nasıl ve hangi yükseklikte söylediğimizi de ses tonumuzla belirleriz. Genellikle konuşma dilinde iyi eğitim almışızdır, pek hata yapmayız.
Sözsüz iletişimde ise beden dili, davranış dili, giyim dilini kullanırız. Ne var ki bu diller için genellikle öğretim sadece kişinin yetiştiği çevreden gördükleri ve kendi sağ duyusuyla geliştirdikleridir. Örneğin; hiç bu dilleri yüksek sesle konuşabileceğinizi, hatta bazen de konuştuğunuzu düşündünüz mü?
Mesela; giyim dilinde şekil, biçim, renk ve aksesuar gibi detayların ses tonunun oynadığı role benzer bir rol oynadığı, hem vurguyu yapıp, hem de dilin kişiye özgü olmasını sağladığı hiç aklınıza geldi mi?
İşte dış görünüşün imajla ilgisi budur. Eğer doğru anlaşılmak, çevrede yarattığımızın imajın gerçekten bizi yansıtmasını istiyorsak dış görünüşümüze, daha doğrusu dış görünüşle verdiğimiz mesaja dikkat etmeliyiz. Giyimimizi, beden dilimizi ve davranışlarımızı konuşturmalıyız..
Hemen belirtelim dış görünüş önemlidir derken, konu sadece pahalı giyim malzemeleri kullanarak, “iyi giyinmek” olarak algılanmamalıdır. Önemli olan kişinin giyimiyle bir bütün içinde söyledikleri ve yaptıklarının uyuşmasıdır.
Özetle imaj çevremize yansıttığımız kimliktir, bu kimliği de doğru yansıtabilmemiz, insanların algılarını yönlendirmemiz için kullandığımız temel araçlardan biri de dış görünüşümüzdür.
İKBAL OAKLEY
21 Nisan 2010